genellemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genellemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül, 2009

anne ve babalarımıza.


dünyanın üzerine çıkıp, hayatı çizebildiğini düşün.


Şuana kadar çizilmiş en farklı 2 resmin sahibi günün birinde
yanlışlıkla birbirlerini bulurlar.
-birbirlerini hiç aramadan ve oturarak beklerler.

uzun yılları,
kendi resimlerinin çok daha güzel olduğunu söylemekle harcarlar.

Dünyanın yuvarlak olduğunu
Ve aslında
ne kadar uzakta iseler
o kadar yakında olduklarını

unutup,

birbirlerinin resimlerini kindar ve sefil fırça darbeleriyle mahvederken onlar,

o sırada içeri giren küçük kızın yanaklarına
-yanlışlıkla-
hiç çıkmayan boyalar bulaştırırlar.

küçük kız derisi eline gelene kadar yıkar yanaklarını.


Neden banyo yapmaktan nefret ettiğimi sanıyorsun anne?
bu boyalar
suyla çıkmıyor.

22 Ağustos, 2009

Sorun, hayatı tekdüzelikten kurtaracak birşeylerin bulunduğunu sanmamız.
Çareler ürettikçe sanki sona doğru daha çok yaklaşıyormuşuz gibi.
Çıkılabilecek en üst noktaya dikeriz kafalarımızı
Nelerin olacağını bilmediğimiz için
Sağ ayağımız takılsa taşa
Sol ayağımızı hızlandırırız.
Ve
Bulutların üzerinde
uyumaya çalışmak kadar
ütopik isteklerimiz var.

Biz insanlar, evet.
Çoğunlukla yanılan tarafız.

29 Temmuz, 2009

24.07.09

Bu kez her şeyin kötü gitmesi hoşuma bile gidiyor.
Sana yalan söylemiyeceğim, acı çekmenin güzel yanı hissedebiliyor olduğunu gözüne gözüne sokan, kulak kepçenden küçük ayak parmağının tırnağına kadar durmadan batan küçük kıymıklardır.
Duyarsızlaşmanın başlamasından hemen önce düşündüğüm şey manasızlıktı. Hakikaten uğraştım. Hem de çok fazla. Bu dediklerim sadece lafta kalmasın, depresif yazmak için yazmak olmasın diye engel olmaya çok çalıştım. Sonra anlamak için harcadığım o çabalar..Yo, belirli bir şey üzerine değil. Genel itibariyle girdiğim bir mücadele bu. Sadece etraftaki cırcırböceklerinin susmasıyla yaprakların sallanırken çıkarttığı sesi daha rahat duyabilmek gibi. Hah sonunda diyerek arkana yaslanıp gözlerini yummak gibi. Sessizliğin en güzel melodi olduğunu düşünerek uyuyakalmak gibi. Her şey durunca birkaç saniyeliğine, düşünmek için zamanın oluyor bilirsin. Ne yaptığını değil de ne yapacağını mesela. Şu sıralar tek kaygım gelecek olsa da, aslında tek derdim acıyı daha da tatmak için kıymıklara daha sert bastırmak. Neden ama? Yani, mazoşist miyim ben? Ya da mazoşistlik sadece fiziksel acıyla mı sınırlıdır? Bu kadar kalıplara dökme isteği de yok pek içimde. Neyse ne, hoşuma gidiyor ve devam edeceğim..

29.07.09

Bir şekilde karar vermenin önemini kavradım. Karar zerre kadar umurumda değil, yine kendimi düşünüyorum. İçim çok rahat şuan. Mutluyum da ucundan biraz. İyi bir şey bu tabi. Kararımı verdim. Önümdeki 1 sene çok güzel olacak, ruhen de hazırladım kendimi. İnsanlara daha yüksekleri hedeflediğimi anlatırken çok zorlandım bu bir haftada. Herkes o kadar uyuşmuş ki, “sonuca varmak” için o kadar acele ediyorlar ki, hayatlarını düşünmeden eski gelen ayakkabıyı kapıcının kızına verir gibi düzene hediye ediyorlar. Ve işin kötüsü, şuan hepsi sağır ve kendimi zaten çoktan beyinleri yıkanmış insanlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünmeleri için yalvarırken görüyorum. İyi bir şey değil. Vazgeçtim bugün. Kimi görsem susuyorum. “hıhı, tabi, öyle, evet” kelimeleriyle döşenmiş cümleleri bırakıp gidiyorum kucaklarına. Hiç “ama, hayır, yanlış, doğru, bence,” kelimelerini kullanmadım mesela. Umurumda değil. Olmaması ilk kez de hoşuma gitti yani. Ben rahatım. Kafamda hallettim. Sonra bu eylemlerimden tamamen bağımsız olarak dolaptaki fotoğrafı çıkarttım, uzun süre bakarak sırıttım. Evet evet, güzel olacak.

08 Temmuz, 2009

Salıncakta sallanmak gibiydi yanında olmak.
Gözlerimi karartıyorsun, mutluluktan gülümseyemiyorum bile.
Yavaş çekimde, şeffaf noktalar var her yerde..
Sonra birden
Anlarım.
Güneş gözüme çok dik vurduğunda mesela..
Beyaz oluyor ya her yer.
+Dur!
O zaman anlarım.
Saçma.
-Ne oldu? Çok mu hızlı salladım?
Amaçsız.
Hatta..
+Dur dedim!
Gereksiz, çünkü
Ne kadar yükseğe çıkarsan çık
Salıncakta sallanmayı durdurduğunda,
+Benim..Gitmem gerek..
Başladığın yerdesindir.

21 Haziran, 2009

İnsanların yaşlandıkça kamburlarının çıkmasını
Toprağın onları çekmesine bağlardı.
Bir de güvercinlerin kafası..
Kopacak gibi..

Kadınların temizlik yaparken algıları daha çok açılır.
Çünkü ancak o zaman hayatlarının da
sıkı bir temizliğe ihtiyacı olduğunu
Farkederler.

20 Haziran, 2009

Ağrı kesicinin mantığı basittir.
Acıyı yok etmez, sadece halının altına süpürür.
Bisüre gizlenir acılar.
Sonra daha fazla acı olacak haliyle.
Daha fazla süpürecek.
Halı kabaracak.
Daha sonra evin annesi fark edecek.
Senin diyecek süpürücüye, yaptığın yararlı değil.
Evin sahibi eğer bu yaptığını biliyorsa
Acının gerçekten geçmediği ve
Kandırıldığı için
Daha çok acı çekecek.
Ama o acıyı altına süpüreceğin
Halı kalmadı evde.